Gerçek ” AŞK ” İçin Kendinle Yüzleş

Geçmişte yaşanan aşkların, ruhta bıraktığı tortu bir süre sonra bilinçaltına yerleşiyor. Sonra bilinçaltında biriken bu tortular, korku olarak gün yüzüne çıkıyor.

Yeni bir ilişkiye başlanacağı zaman, ya da ilişkinin içerisindeyken korku insanda ‘baskı unsuru’ oluşturuyor. Aşkı yaşamak yerine, kişi kendini ve karşısındakini boğmaya başlıyor.

Korkuyla beraber şüphe de insanın yakasına yapışıyor ve iş artık iyice çetrefilleşiyor. Kişi, bu durumdan kurtulmak istedikçe daha da batıyor.

Batıkça hep başkasını, hep karşısındakini suçluyor, kendisini aklıyor. Bir ilişkiye başlamak için önce insanın kendisini hazır hissetmesi şart.

 

Bir önceki ilişkide meydana gelen yürek yaraları iyileştirilmeden insanın yeni birini hayatına alması büyük hata.

Yürek yaralarını iyileştirmenin yolu da bilinçaltını dışa vurmak, bir başka deyişle yüzleşmekten geçiyor.

Kişinin kendi yaptığı hataları da mutlaka göz önüne alması, gerekirse kendini acımasızca eleştirmesi şart.

Bilinçaltımızda biriken her şey bizim için zehirdir. Bu zehri akıtmalı ve etkisinden kurtulmalıyız.

 

İşte bunu sağlamanın 10 yolu:

1: İlişkin bittiğinde sakın yedekteki birini devreye sokma. Bu, hastalığın üzerini kapamaktan başka işe yaramaz. Üstelik hem bunun pişmanlığını yaşarsın hem de yüzleşmeyi geciktirdiğin için eskisinin etkisinden daha zor kurtulursun.

2: Terk edildiysen ya da aldatıldıysan bile bu işin sorumluluğunu sadece bunu yapana yıkma. İlişkini baştan sona bir düşün. Onu buna iten etkenlerde senin rolün var mı yok mu?

3: Arkadaşlar iyidir. Onlar hep seni haklı görür. Oysa senin acımasızca eleştirilmeye ihtiyacın var. Bu nedenle ilişkinin hesaplaşmasını yaparken bunu arkadaşlarına dert yanarak yapma. Ya becerebiliyorsan tek başına yap ya da bu işin uzmanlarından yardım al.

4: Gidenin gerekçesi sana tatmin edici gelmemiş olabilir. Ama bu gerçeği değiştirmez, giden gitmiştir. Hala “Neden gitti?” sorusunun yanıtını arama. Ben sana o yanıtı veriyorum, paşa gönlünün keyfi için gitti. Bu soruyu sormak yerine “Gitti ama bana güzel anılar bıraktı” demelisin.

5: İntikam almak fikrine saplanıp kalma. “Onu geri döndüreceğim, süründüreceğim, yalvartacağım” gibi düşünceler ancak filmlerde gerçekleşir. E sen de film oyuncusu olmadığına göre? Yapman gereken şey, yeni hayatına adım atmak için geçmişi geride bırakmak olmalıdır.

6: Yüzleşmeyi tam anlamıyla yapabilmen için onun tamamen gittiğini ve bir daha dönmeyeceğini kabullenmen gerek. Umudun devam ettikçe bu yüzleşmeyi gerçekleştiremezsin. Bu durumda da süreç uzar ve sen daha çok acı çeker hale gelirsin.

7: Geçmişte yaşadığın ilişkinin ileride sende özgüven eksikliğine neden olmamasını istiyorsan kendine karşı çok dürüst olmalısın. Sadece sevgililik ilişkilerini değil, belki dostlarınla ve ailenle olan ilişkilerini de sorgulamalısın.

8: “Saldım çayıra, mevlam kayıra” sözü ilişkiler için geçerli değildir. Bir ilişkiyi yürütmek ciddi mesai ister unutma. Aynı şekilde kendinle yüzleşmek de. Bunun için her gün zaman ayırmalısın.

9: Yazmayı dene. Kendinde gördüğün her türlü hatayı yaz. Bir daha okumak istemeyebilirsin ama mutlaka yaz.

10: Bilinçaltındaki korkulardan kurtulduktan sonra nasıl tazelendiğini, yeni bir ilişkiye nasıl hazır olduğunu görüp şaşıracaksın. Öyleyse şimdi, şu an, seni bırakıp gideni suçlamayı bırak hemen yüzleşmeye geç.

TAKINTILI AŞIK MISIN?

NASIL ANLAŞILIR?

Zihnin sürekli aynı kişiyle meşgulse,

En ufak bir kaygında sevgilini arıyorsan,

Söyledikleri seni rahatlatıyor ama endişelerini azaltmıyorsa,

Her an onunla konuşmak istiyor, yaptığın işlere kendini veremiyorsan,

Aradaki mesafeye katlanamıyorsan, İlişkindeki en ufak bir sorun yüreğini ağzına getiriyorsa,

İlişkinle ilgili sürekli endişelerin varsa, bitti mi, bitecek mi, kızdı mı, ne oldu vs…

İnsanlarla bir arada olduğunda ortama uyamıyorsan,

kalkıp sevgilinin yanına gitmek istiyorsan,

İlişkinde güven duymakla ilgili sıkıntıların yoğunsa,

İlişkiyi devam ettirmek için sürekli neler yapacağını kuruyorsan, takıntılı aşıksın demektir.

NASIL KURTULUNUR?

Öncelikle sorunun varlığını kabul etmek şart. Sorun olmadığını düşündüğünde çözüm arayışında da bulunmazsın.

Bu davranışların yaşamını zorlaştırdığının da farkına varmalısın. Böyle yaşamak seni mutlu etmiyor, unutma.

Davranışlarının sevgilini nasıl rahatsız ettiğini anla. İlişkinin kötüye gitmesinin en büyük sebebi senin bu takıntılı halin.

Duygularının farkına var. Kaygılarının seni mutsuz ettiğini, doğal olarak kalitesiz bir ilişkiye sahip olduğunu anla.

“Seni anlamıyor, benimle ilgilenmiyor, benim kadar sevmiyor” demek yerine, problemin büyük kısmının sende olduğunu kabullen.

İlişkinin sorumluluğunu tek başına üzerine alma. Sorumluluğu bölüş.

Problem sadece size özgü değil. Başka çiftlerin de aynı şeyleri yaşayabileceğini aklından çıkarma.

Olaylara sadece kendi tarafından bakıyorsun ve bu bakış açısı çoğunlukla gerçekçi değil. Gerçekçi olmanın yollarını bulmalısın.

İlişkin senin hayatın değildir. Üstelik sadece ilişkine odaklanırsan, kendini de aşkını da besleyemezsin.

Arkadaşlarınla irtibatını kesme. Sevgilin olmadan da onlarla vakit geçir.

Ve tabii ki yaşamını besleyecek başka faaliyetleri ihmal etme.

NELERE MAL OLUR?

Özgüvenimiz ve kendimize duyduğumuz saygı azalır.

Giderek daha öfkeli, aşırı tepkiler veren ya da hiçbir şeye tepki vermeyen bir insan haline bürünmeye başlarız.

Depresyon başta olmak üzere birçok psikolojik sorun ya da sorunlar yaşamaya başlarız.

Geleceğe karşı daha karamsar ve umutsuz oluruz. Artık hayatta gerçekleştirmek istediğimiz hemen hemen hiçbir şey kalmaz.

Adeta tüm enerjimiz bizden çekilmiş gibidir. Sosyal ilişkilerimiz bitme noktasına gelir.

Geçmişte çok iyi ilişkiler, paylaşımlar sürdürdüğümüz arkadaşlarımız artık bizimle görüşmek istemez.

Kendimizle olan ilişkimiz bozulmuştur. Artık kendisiyle ve dünyayla barışık, iç huzuru olan dingin bir insan değilizdir.

İş yaşantımız ya da okulumuz büyük ölçüde sekteye uğramıştır.

Hobilerimiz ve özel ilgi alanlarımız neredeyse yok olma noktasına gelmiştir.

Acı çekeriz. En kötüsü de bu çektiğimiz acıyı kimseye anlatamayız.

Büyük kararsızlıklar yaşarız. Hayatımızdaki en basit seçimlerde bile günlerce düşünürüz.

Takıntılı ilişkiler hayatımızda zaman kaybetmemize ve bizim için çok güzel olabilecek birçok fırsatı kaçırmamıza neden olurlar.

Yaşam amaçlarımıza daha geç ulaşmamıza ya da hiç ulaşamamamıza yol açarlar.

Takıntılı ilişki bize değersiz, anlamsız, önemsiz, sevilmiyor duygusu hissettirir.

Temel duygusal ihtiyaçlarımız doyurulmaz ve duygusal açlığımız bir diğer yanlış seçimin alt yapısını hazırlayabilir.

 

AŞK DOKTORU MEHMET COŞKUNDENİZ YAZDI…  Kaynak

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır. Sende Fikrini Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.