Her Gün Yaptığımız Dünyayı Yok Etmeye Yönelik 10 Hareket

 

 

Bu gezegen neler çekti bizim elimizden…

10. Organik Yiyecekler

Araştırmalar marketlerde, pazarlarda satılan sebze & meyveler ile, organik olarak üretilenler arasında besin değeri olarak büyük farklılıklar olmadığını gösteriyor…

Organik yiyeceklerin üretiminin daha fazla yüzey alanı işgal etmesi ve daha fazla gübre gerektirmesi asıl büyük fark. Bir de organik yiyeceklerin raf ömrünün normalden çok daha kısa olması, ve her gün çöplere tarihi geçmiş yiyeceklerin atılıyor olması gerçeği var tabii.

9. Otomobiller

…ve atmosfere karbonmonoksit, benzen, metilen klorit, nitrojen oksit gibi kanserojen gazlar yayan tüm motorlu araçlar/aletler elbette.
Ve kururken havaya VOC gazı yayan boyalar da var.

8. Fosil yakıtlar

Doğalgaz teknolojisine geçmek iyi olsa da, dünyanın birçok noktasında hala odun ve kömür gibi maddeler yakıt olarak kullanılıyor. Arabalarda kullandığımız benzin de cabası tabii.

Bu yakıtların atmosfere yaydığı karbondioksit, yalnızca havayı kirletmekle kalmıyor; yağmur sularının pH değerini değiştirdiği için; sualtı yaşamına da büyük zarar veriyor. pH değerinin azaldığı denizlerin asidikliği artıyor, besin zincirinin en altından en tepesine kadar tüm deniz canlıları bu asiditeden zarar görüyor…

7. Çikolata

Üzülerek belirtiyoruz ki, evet. Çikolata.

Her gün bayılarak yediğimiz çikolatalı ürünlerin daha pürüzsüz ve parlak görünmeleri için çikolata firmaları palmiye yağını kullanmayı tercih ediyorlar. Palmiye yağı üretmek için, palmiye ağaçlarını kesmek şart…

Palmiye ormanlarının asıl sakinleri kimler mi? Kaplanlar, filler ve orangutanlar

6. Cep Telefonları

Cep telefonlarımızın ve baz istasyonlarının yaydığı radyasyon bizim kendi sağlığımız için bile büyük bir felaketken; bir de radyasyon ve tüm manyetik sinyallerin orta yerinde uçmaya çalışan kuşları düşünsenize?

Cep telefonlarımız, öyle ya da böyle; kuşların yuvalarını terketmelerine, tüylerinin dökülmesine, ve nihayetinde ölmelerine sebep olmakta…

Bu baz istasyonlarının yaydıkları sinyaller yüzünden göçebe kuşların yönlerini şaşırmaları ve -yine öyle ya da böyle ölmeleri de cabası.

5. Gemi Gürültüsü

Hayır; yasadışı balık avlamaktan ya da gemilerin denizlere bıraktığı atıklardan bahsetmiyoruz. Konumuz gerçekten de gürültü. 

Denizin altında gürültüye sebep olan balıkçılık, gemi motorları ve sondaj gibi insan aktiviteleri; iletişim yolu olarak sonar benzeri biyolojik sistemleri kullanan deniz canlılarının birbirleri ile iletişim kurmalarını engelliyor.

İletişim kurmaktan kastımız tabii ki ”Hadi Levrek kardeş biraz da oraya doğru yüzelim!” değil. Daha çok, ”Ne tarafa göç etmeliyiz?” ya da ‘‘Üremek için gizli bir kayalık bulabildiniz mi?” gibi hayati meseleler…

4. Yeni Elektronik Alet Alışkanlığı

Resimdeki elektronik alet çöplüğü; her yeni modeli çıktığında çöpe attığımız cep telefonlarının ve bilgisayarların imha edildiği yerlerden yalnızca biri: Gana.

Evet, Gana gibi üçüncü dünya ülkelerine gönderilen elektronik alet çöplerimizin küçük bir parçası geri dönüştürülebiliyor… Ancak büyük bir çoğunluğu, yakılarak ve eritilerek ‘çöplükte fazla yer kaplamayacak hale’ getiriliyor.

Bu atıkların dünya üzerinden yüzlerce yıl boyunca silinememesi bir yana, yakılır ve eritilirken atmosfere yaydıkları gazlar bir yana…

3. Plastik

Bir önceki maddede de sözünü ettiğimiz o plastik atıklar; insanların gündelik hayatta doğaya bıraktığı çöplerin tam %10’unu oluşturdukları için kendilerine özel bir maddeyi hakediyorlar.

Yüzlerce, binlerce yıl doğada geri dönüşemeyen ve buna rağmen hayatımızın her alanında kullanıp çöpe atmaya devam ettiğimiz plastiklerin bir kötü huyu daha var: Bu şeytani çöplerimiz toprakla temas ettiklerinde klorin maddesini açığa çıkarıyorlar. Yüksek derecede zehirli olan bu madde toprağa, ardından kaynak sularına karışıyor.

Bu suları biz içiyoruz, hayvanlar alemi içiyor, bitkiler alemi içiyor…

2. Kedi Kumu

Evimizin neşesi olan, arada bir mıncıkladığımız o ufak ve sevimli yaratıklar için sık sık aldığımız o 5 kiloluk kedi kumları var ya; ne yazık ki dünyamızın kalbine indirdiğimiz en büyük kazıklardan biri…

Kedi kumu genellikle kil madeninden yapılıyor. Kil ise ancak dünyadaki en zararlı madencilik tekniklerinden biri yardımı ile çıkarılabiliyor: açık maden ocakları ile.

Yeryüzünde kocaman, çirkin delikler… Yeryüzüne attığımız kazığın hatırası olarak.

1. İlaçlar

Modern yaşamın en büyük gereği haline getirdiğimiz sentetik ilaçlar ‘şıp diye’ baş ağrımızı geçiriyor ya da öksürüğümüzü kesiyor ya… O ilaçların boşaltım sistemi ile vücudumuzdan attığımız kalıntıları, pek de kolay kolay yok olmuyorlar aslında.

İdrarımız ya da dışkımızla lağımlara, oradan toprağa karışan sentetik kalıntılar, eninde sonunda doğal su kaynaklarına kadar ulaşıyorlar. Ve hayvanlar bu suları içtikleri için; bu kalıntılar doğal yaşamda saçmasapan etkilere sebep oluyorlar.

Prozac kalıntıları ile dolu bir suyu içen dişi ineklerin üreme yeteneklerinin yok olması gibi.
Veya östrojen kalıntısı dolu bir suda yüzen erkek balıkların doğum yapması gibi.

Yorumlarınızı ve Paylaşımlarınızı Bekliyorum 🙂

Kaynak

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır. Sende Fikrini Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.