Korkutucu Tarihleriyle; Avrupa’nın En Lanetli 7 Şatosu

Açıkçası bu araştırmayı yaptığımıza pişmanım, hala korkuyorum… 🙂 🙂 🙂

Dragsholm Kalesi (Danimarka)

Kuzey Avrupa ile başlıyoruz…

12. yüzyılda Roskilde Psikoposu Rahip Sunesen tarafından inşa ettirilen Dragsholm, ilk döneminde zenginlerin konaklaması için; sonrasında ise hapishane olarak kullanılmış. Şu anda otel olarak kullanılan Dragsholm; içinde dolandığına inanılan 4 hayaleti ile ünlü.

Hapishanede mahkumken öldürülen Rahip Ronnow‘un hayaleti, bunlardan ilki.

Bothwell’li 4. Earl, hayaletlerden ikincisi. Politik mahkum olarak kapatıldığı Dragsholm’de delilerek hayata veda etmiş.

Deli Ağa’ adıyla da bilinen Ejler Brockenhuus, kalenin zindanına zincirlenmiş ve ölüme terkedilmiş.

Celina Bovles, nam-ı diğer Beyaz Leydi; avam bir insana aşık olan ve ondan hamile kalan bir soyluymuş. Celina’nın alt tabakadan biri ile ilişki yaşadığını öğrenen babası, onu Dragsholm’e kapatmış. Yüzyıllarca kaybolmuş olan iskeleti 1930’daki restorasyon sırasında işçiler tarafından bir duvarın içinde bulunmuş!

Chateau de Chateaubriant (Fransa)

11. yüzyılda inşa edilen şato, 16. yüzyıldan bugüne lanetli damgası yemiş durumda…

Chateaubriant Baronu Jean De Laval, Kral 1. Francis ile görüşmekle görevlendirilmiş. Eşi Françoise de Foix‘nın da yanında gelmesine izin veren baron, oldukça moral bozucu bir durumla karşı karşıya kalmış. Uzun süren görüşmeler esnasında kraliçenin nedimeliğini yapan eşi, aynı zamanda kral ile yasak ilişki yaşamaya başlamış.

Baron’un yaşadığı kıskançlığın sonuçları 1537 yılının Ekim ayında baş göstermiş. Baron; eşi Françoise de Foix’yı önce zehirlemiş, sonra da şatonun bir odasına kilitleyerek ölüme terketmiş! Françoise’in yüzyıllardır her ölüm yıldönümünde şatonun koridorlarında dolaştığı söyleniyor.

Meggernie Kalesi (İskoçya)

17. yüzyılda inşa edilen Meggernie Kalesi’nin laneti de, aslına bakarsanız oldukça ilginç…

Menzie Topluluğu‘nun şeflerinden birinin eşine ait olduğuna inanılan hayalet, iki parça halinde kalenin farklı katlarında dolanıyormuş. Eşinin giriştiği flörtleşmelerden dolayı sinir krizi geçiren şef, önce eşini öldürmüş; gömmeden önce de vücudunu tam ortadan ikiye ayırmış.

İnanılıyor ki; hayaletin alt tarafı daha çok alt katlarda takılırken, üst tarafı yatak odalarının bulunduğu üst katları tercih ediyormuş…

Charleville Kalesi (İrlanda)

 

Charleville’in ilk kontu Charles William Bury, 1798’de bu kaleyi inşa ettirmiş; küçük kızının başına gelecekleri bilmeden…

Kontun 8 yaşındaki kızı Harriet, merdivenlerin parmaklarında oynarken, birden taş zemine çakılarak can vermiş. 1861’de gerçekleşen bu kazanın ardından kaleyi ziyaret eden insanlar, yüzyıllardır küçük kızın şarkı söylediğini duyduklarını, onu merdivenlerde gördüklerini veya varlığını hissettiklerini iddia ediyorlar.

Castle Keep (İngiltere)

İngiltere Newcastle‘ın en eski yapılarından biri olan Castle Keep’in her odasında ayrı bir lanet bulunmakta.

1080 yılında inşa edilen kale, 17. yüzyıldan itibaren hapishane olarak kullanılmaya başlanmış; hem de berbat koşulları olan bir hapishane… Hatta Castle Keep, İngiltere’de Black Gate‘ten sonra halka açık idamların ve işkencelerin en çok gerçekleştiği ikinci yapıymış.

Kaleyi ziyaret edenler, hala hayaletler tarafından saldırıya uğradıklarını, ittirildiklerini, odalarda hareket eden anlamsız gölgeler gördüklerini ve ölü askerlerin seslerini duyduklarını söylüyorlar!

Burg Eltz (Almanya)

Burg Eltz, Maifeld Platosu ile Moselle Nehri arasında bulunan ticaret yolunu koruması için 1. Frederick zamanında yapılmış. Şatonun ilk sahibi olan Kont Rudolf Von Eltz‘in sülalesi, ilginçtir, hala şatonun sahibi durumda!

Şatonun şu anda yalnızca birkaç odası turistik gezilere açık. O odalardan biri, zamanında Agnes adlı bir kontese aitmiş. Kontesin yatağı, savaş baltası ve zırhı hala odada bulunmakta; ve dedikodulara göre Agnes hala şatoyu korumaya devam ediyor…

Houska Kalesi (Çek Cumhuriyeti)

Cehennemin Kapısı olarak da anılan Houska Kalesi, Avrupa’daki belki de en ürkütücü yer!

Bohemya Kralı 2. Ottokar tarafından inşa ettirilen kalenin tam ortasında bir şapel bulunmakta. Ve söylenenlere göre, şapelden ‘cehennemin gürültüleri’ duyuluyormuş (bu gürültüler kaydedilmiş ve internetten ücretsiz temin edilebilir durumda).

Bu gürültüler haricinde, ellerinde kafalarını taşıyan hayaletler, elinde baltayla gezen rahip hayaleti ve yarısı insan-yarısı köpek olan bir takım canavarların da eviymiş bu kale. Kalenin ziyaretçileri tüm bunları gördüklerini iddia ediyorlar!

Yorum Beğeni ve Paylaşımlarınız İçin Teşekkür Ederim.

Kaynak

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır. Sende Fikrini Yaz